Bu iki insanı pek severim.ortak noktaları benim.ikisi de benim felsefe hocamdı.biri lisede diğeri üniversitede.ikisinden de sınıfın en yüksek notlarını aldım.ve en önemlisi ikisi de düşünce dünyama yeni ve iyi sorular kattılar.onları diğer hocalarımdan farklı kılan bu sonuncusuydu.diğer hocalarımın öğretileri hep cevaplar üzerineydi.cevap yoksa anlamsızdı tüm anlatılanlar.halbuki felsefe dersi kafaya giren minik sorularla büyük etkiler bıraktı bende.sadece Leibnz ve Berkeley'in fikirleri üzerine ciddi tartışmalar yapmanın alkolden daha güzel kafa yaptığını anlamak bile yeterliydi bu etkilerin önemini anlatmaya.o kadar ilginç yerlere sürüklendiğimiz oldu ki tartışmalarda felsefenin aynı anda hem zehir hem panzehir olduğuna şahitlik edebilirdim.ot içmeden ot kafası yaşamak... en basitinden ontoloji(varlık felsefesi) üzerine bikaç fikri eğip bükseniz ve karşınızdaki insan sizden çok farklı bi noktadaysa o kafaya ulaşıyorsunuz.net.
*Ha bu arada seçmeli ders felsefe alınır mı diyenleri münasip yerlerinden öperim,neler kaçırdığınızın farkında değilsiniz.
28 Ağustos 2011 Pazar
19 Temmuz 2011 Salı
Le tourbillon de la vie'yi ne güzel söyler Vanessa Paradis.
Le tourbillon de la vie dinleyince bi garip oluyorum ben. aklıma gelmeyecek şeyler geliyor mesela.
Study'de oturdum macroeconomic modeling and aggregate demand gibi şeyler yazan slaytları okumalı öğrenmeliyim aslında ama benim aklıma yine MertEmre geliveriyor. onu görsem şu ara nasıl olur diye düşünüyorum. birden gidip "seni seven ve senin de sevebileceğin birini bulduğun için mutluyum. bak söylemiştim sana ayrılırken..." diyesim geldi. salak mıyım ben? ahh o konuda hiç kimsenin şüphesi yok zaten. insanlara kızgın kalamıyorum ben dostum. beceremiyorum. ne güzel ne güzel.
bir de şey... neyse yok bir şey...
16 Temmuz 2011 Cumartesi
aferin kızıma yine bulmuş bir kötü adam.
-X çok iyi bi çocuk diğerleri gibi değil.beraber planlar yaptık falan. gerçekten bi ilişkiye hazırım ve bunun X'le çok güzel olacağına inanıyorum.
-iyi bi çocuk olduğundan emin misin?vardır mutlaka bi piçliği.
-yok cidden yaa.bu farklı diyorum sana.
-o zaman yürümez bu iş.
-ne?
-kızım sıkılırsın iki güne sen.çocuk iyiymiş.sen iyi adamları bulmazsın ki.bulsan da 10 dakkaya sıkılır 5 dakkaya şutlarsın.
(kahkahalar)
çok yakın bi arkadaşımla (iremciğim) aramızda geçen ve gözardı edilemeyecek konuşmadan kesitler okudunuz.
niye hep durum aynı olmak zorunda?
biliyorum en pis en öküz adamları bulup seçen sadece ben değilim.ama niye bazı hatunlar bunu yapıyor özellikle?
iyi adam bulunca hemen 'canım arkadaşım'a bağlıyoruz da odun öküz çapkın zampara bulunca bağrımıza basıyoruz.
aferin bize.aferin.
aptallığımıza doymayalım lütfen.
ve aptallığıma doymayayım ben.
-iyi bi çocuk olduğundan emin misin?vardır mutlaka bi piçliği.
-yok cidden yaa.bu farklı diyorum sana.
-o zaman yürümez bu iş.
-ne?
-kızım sıkılırsın iki güne sen.çocuk iyiymiş.sen iyi adamları bulmazsın ki.bulsan da 10 dakkaya sıkılır 5 dakkaya şutlarsın.
(kahkahalar)
çok yakın bi arkadaşımla (iremciğim) aramızda geçen ve gözardı edilemeyecek konuşmadan kesitler okudunuz.
niye hep durum aynı olmak zorunda?
biliyorum en pis en öküz adamları bulup seçen sadece ben değilim.ama niye bazı hatunlar bunu yapıyor özellikle?
iyi adam bulunca hemen 'canım arkadaşım'a bağlıyoruz da odun öküz çapkın zampara bulunca bağrımıza basıyoruz.
aferin bize.aferin.
aptallığımıza doymayalım lütfen.
ve aptallığıma doymayayım ben.
23 Haziran 2011 Perşembe
motor,polis,katil namzeti.
bugün bir adam öldürüyordum neredeyse.hem de polis beyfendilerin gözü önünde.boğazımda bişey düğümlendi ama gözlerim dolmadı.derin bir öfkeye kapıldım korkuyla karışık.katil olmak ne kadar kolay, kaltak olmaktan bile.
olayın seyrini anlatayım en iyisi.arabada gidiyoruz kardeşimle, annemin telefonda 'RenTıp'ın arkası işte' diye tarif ettiği Viva Kurutemizleme ve Ütü'yü arıyoruz.dön dolaş bulamadık kahrlasıca yeri derken önümdeki ticari aniden durmaya karar verdi ehh haliyle ben de durdum,biri indi arabadan ama şöförden ayrılamıyor belli ki saatlerce kapı açık bişeyler anlatıyor.kızdım haliyle sollayıp geçeyim gideyim yoluma derken aniden yanımda bir motor belirdi ve bildiğin kasksız motor kullanan adamın üstüne sürdüm arabayı.son anda frene bastım tabii.ama frene zamanında basmasaydım ya da o gaza basmasaydı ben adamı öldürecektim resmen!!!katil olacaktım.
ben bunları henüz düşünmeye fırsat bulamamışken arkadan bir polis sireni duydum.kenara çek işareti yaptı polis amca,uslu uslu itaat ettim.önüme çekti o da.indi arabasından yanıma geldi ben camı indirdim.'ehliyetin var heralde' dedi.onayladım.'motorun önüne atlayıp niye trafiği tehlikeye sokuyosun' dedi.'görmedim.yoksa bilerek adamın üstüne sürmem tabii ki.' dedim.'peki dikkatli ol aynalarını kullan' dedi.ben her zamanki patavatsızlığımla 'aynaları kullanıyorum sadece bi anlık dalgınlığıma gelmiş.' dedim.döndü 'peki.' dedi iç çekerek.içinden neler dediğini merak ettim.
bundan sonra araba kullanırken sinirlendiğimde bu anı hatırlayıp sakinleşeceğim muhtemelen.
olayın seyrini anlatayım en iyisi.arabada gidiyoruz kardeşimle, annemin telefonda 'RenTıp'ın arkası işte' diye tarif ettiği Viva Kurutemizleme ve Ütü'yü arıyoruz.dön dolaş bulamadık kahrlasıca yeri derken önümdeki ticari aniden durmaya karar verdi ehh haliyle ben de durdum,biri indi arabadan ama şöförden ayrılamıyor belli ki saatlerce kapı açık bişeyler anlatıyor.kızdım haliyle sollayıp geçeyim gideyim yoluma derken aniden yanımda bir motor belirdi ve bildiğin kasksız motor kullanan adamın üstüne sürdüm arabayı.son anda frene bastım tabii.ama frene zamanında basmasaydım ya da o gaza basmasaydı ben adamı öldürecektim resmen!!!katil olacaktım.
ben bunları henüz düşünmeye fırsat bulamamışken arkadan bir polis sireni duydum.kenara çek işareti yaptı polis amca,uslu uslu itaat ettim.önüme çekti o da.indi arabasından yanıma geldi ben camı indirdim.'ehliyetin var heralde' dedi.onayladım.'motorun önüne atlayıp niye trafiği tehlikeye sokuyosun' dedi.'görmedim.yoksa bilerek adamın üstüne sürmem tabii ki.' dedim.'peki dikkatli ol aynalarını kullan' dedi.ben her zamanki patavatsızlığımla 'aynaları kullanıyorum sadece bi anlık dalgınlığıma gelmiş.' dedim.döndü 'peki.' dedi iç çekerek.içinden neler dediğini merak ettim.
bundan sonra araba kullanırken sinirlendiğimde bu anı hatırlayıp sakinleşeceğim muhtemelen.
21 Haziran 2011 Salı
gitmek ya da gitmemek,işte bütün mesele.
olmak ya da olmamak kendi irademizde olan bir eylem değildir.olmayı seçemeyiz olmamayı seçemeyeceğimiz gibi.değiştirilemez.ama gitmek insan iradesinin verebileceği en büyük karardır.bir şehirden, bir ülkeden, bir evden, bir işten, bir okuldan, bir kişiden, bir arkadaşlıktan ya da bir aşktan gitmek...hep suçludur giden.gitmenin tüm sorumluluğunu yüklenmiştir.cesur olandır giden, kalanın aksine.yön verendir hem kendi hem geride kalanın hayatına.farkında olandır, daha fazla dayanmayacağını anlayan.bahane bulmak zorunda olandır giden, nefret edilmekten korkan.
gitmek ya da kalmak değil mesele.geride kalmak da kalmaktır sonuçta.
mesele gitmek ya da gitmemek..
(eskilerden kalma bir yazım...
karşılık olarak
'ama kalan için de kolay değildir hiçbirşey.. sonuçta kalmıştır geride.. sorularıyla.. acabalarıyla..' diyen bi Burak'ım vardı canım arkadaşım.ona cevaben
'hep kalan üzerinedir yazılanlar..onlar mazlumdur..terkedilmiştir. .yazıktır onlara..bi de öfkeleri vardır "o beni kaybetti,gitsin bakalım nereye gidicek,dönerse yüzüne bakmam..vs." gibi kendini teselli etme çabasıyla karışık öfkeleri..diyorum ya sorumluluk gidendedir..eylemi gerçekleştirende..ayrıca en önemli nokta kalmak ya da kalmamak da iradeye bağlı değil..!' yazmışım.hala da arkasındayım sözlerimin.)
gitmek ya da kalmak değil mesele.geride kalmak da kalmaktır sonuçta.
mesele gitmek ya da gitmemek..
(eskilerden kalma bir yazım...
karşılık olarak
'ama kalan için de kolay değildir hiçbirşey.. sonuçta kalmıştır geride.. sorularıyla.. acabalarıyla..' diyen bi Burak'ım vardı canım arkadaşım.ona cevaben
'hep kalan üzerinedir yazılanlar..onlar mazlumdur..terkedilmiştir.
14 Haziran 2011 Salı
yürümek güzeldir.
yolda yürürken yanından geçtiğim her vitrine bakıyorum nerdeyse.sebebi alışveriş merakım değil,yansımamı görmek istemem.narsistliğe yaklaşıyor olabilir miyim diye düşündüm ama yansımam her zaman sevilesi değil,yine de dönüp dönüp bakıyorum.bazen sinirli adımlarla suratsız suratsız geçiyor yanımdan.yanımdan geçen diğer insanların bu hatuna bakıp 'acaba ne düşünüyor?'larına kendilerince ne cevaplar veriyor olabileceklerini tahmin etmeye çalışıyorum yansımama bakarak.bu yansıma ne düşünüyor?
yolda yürürken yanından geçtiğim her çöpçüye,simitçiye,balık tutan adama,dilenciye 'kolay gelsin' demek istiyorum.fakat burası istanbul kimin ne olduğu belli değil.annemin, annanemin tembihleri işe yaramış olacak ki ince bir korku var içimde tüm istanbullu insanlara karşı.önyargısal bir korku.ya takip ederse,ya cüzdanımı çalarsa,ya ters bi laf ederse diye devam edip gidiyor şart cümlelerim...ve ben güvenli yoldan şaşmıyor, susuyor yoluma devam ediyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her metro müzisyenine bakıp gülümsüyorum ve içten içe yanında dikilip uzun uzun dinlemek istiyorum.ama hep bir acele, hep bir geç kalmışlığa hapsolduğumdan yürüyüp gidiyorum.
yolda yürürken yanından geçtiklerim içimden geçenlerle harmanlanıp yeni hayaller yeni dünyalar açıyor.duyularım,duygularım hassaslaşıyor.ben yürürken daha fazla ben oluyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her çöpçüye,simitçiye,balık tutan adama,dilenciye 'kolay gelsin' demek istiyorum.fakat burası istanbul kimin ne olduğu belli değil.annemin, annanemin tembihleri işe yaramış olacak ki ince bir korku var içimde tüm istanbullu insanlara karşı.önyargısal bir korku.ya takip ederse,ya cüzdanımı çalarsa,ya ters bi laf ederse diye devam edip gidiyor şart cümlelerim...ve ben güvenli yoldan şaşmıyor, susuyor yoluma devam ediyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her metro müzisyenine bakıp gülümsüyorum ve içten içe yanında dikilip uzun uzun dinlemek istiyorum.ama hep bir acele, hep bir geç kalmışlığa hapsolduğumdan yürüyüp gidiyorum.
yolda yürürken yanından geçtiklerim içimden geçenlerle harmanlanıp yeni hayaller yeni dünyalar açıyor.duyularım,duygularım hassaslaşıyor.ben yürürken daha fazla ben oluyorum.
%49.9 %25.9 %13.iyisiniz iyisiniz.
seçimleri de atlattık ya artık bi süre sokaklarda saçma sapan şarkıları ve aynı cümleleri bin kere tekrarlayan otobüsleri görmeyeceğiz diye pek seviniyorum.hayır,anlamadığım nokta o bağırış çağırışın kaç kişinin oyunda etkili olduğunu düşünüyorlar acaba?mesele sadece birbirine nispet yapmak,desibel farkıyla hava atmak gibi geliyor bana.onların yaptıklarından daha abes olamaz teorim.
gelelim seçim sonuçlarına;çok da şaşırtıcı olmayan bir tablo var karşımızda.sonuçta bu oylama milletvekili seçiminden çok anayasa değişikliği oylamasıydı.güzel tarafı her partinin kendisine çıkaracak derslerin olmasıydı.öncelikle her parti kendini başarılı sayabilecek,bununla birlikte özeleştiri yapmaları gerektiğinin de farkına vardılar.Akp'ye 'uzlaşacaksın' dedi millet.Chp'ye 'iktidara hazır değilsin ama güçlü bir muhalefet olmalısın' dedi.Mhp'ye 'bu kafayla devam edemezsin ancak tabanın kurtardı seni' demeyi de ihmal etmedi.balkon konuşmaları da manidardı.Başbakan egosunu bir üst seviyeye taşıdı;ilk konuşmasında seçmenine hitap etmişti,ikincisinde tüm Türkiye'nin iktidarıyız dedi ve bu sefer Afrika'dan Amerika'ya Asya'dan Avrupa'ya tüm dünyaya seslendi.Kılıçdaoğlu ise tabana 'başarılıyım,yerimi sağlama aldım gitmiyorum burdayım,daha yapacaklarım var.' mesajı verdi.
bir seçim dönemi de böylece sona erdi.başımızı şişiren seçim arabalarına rağmen oylar sayılırken seçim programlarını izlemenin keyfi bambaşkaydı.
Ps. ilk oyumu kullanmanın verdiği heyecana gelince,yok öyle bi heyecan falan.hayatta heyecanlanacak daha güzel şeyler var.
gelelim seçim sonuçlarına;çok da şaşırtıcı olmayan bir tablo var karşımızda.sonuçta bu oylama milletvekili seçiminden çok anayasa değişikliği oylamasıydı.güzel tarafı her partinin kendisine çıkaracak derslerin olmasıydı.öncelikle her parti kendini başarılı sayabilecek,bununla birlikte özeleştiri yapmaları gerektiğinin de farkına vardılar.Akp'ye 'uzlaşacaksın' dedi millet.Chp'ye 'iktidara hazır değilsin ama güçlü bir muhalefet olmalısın' dedi.Mhp'ye 'bu kafayla devam edemezsin ancak tabanın kurtardı seni' demeyi de ihmal etmedi.balkon konuşmaları da manidardı.Başbakan egosunu bir üst seviyeye taşıdı;ilk konuşmasında seçmenine hitap etmişti,ikincisinde tüm Türkiye'nin iktidarıyız dedi ve bu sefer Afrika'dan Amerika'ya Asya'dan Avrupa'ya tüm dünyaya seslendi.Kılıçdaoğlu ise tabana 'başarılıyım,yerimi sağlama aldım gitmiyorum burdayım,daha yapacaklarım var.' mesajı verdi.
bir seçim dönemi de böylece sona erdi.başımızı şişiren seçim arabalarına rağmen oylar sayılırken seçim programlarını izlemenin keyfi bambaşkaydı.
Ps. ilk oyumu kullanmanın verdiği heyecana gelince,yok öyle bi heyecan falan.hayatta heyecanlanacak daha güzel şeyler var.
6 Haziran 2011 Pazartesi
elbette,bazen çiçek açıp bazen solacağım.
Geçenlerde pek sevdiğim yanında pek eğlendiğim bir arkadaşımla oturmuş dertleşiyoruz, ben ağlıyorum o elimi tutuyor arada sarılıyor,duygusal anlar romantik dakikalar dramatik cümleler birbirini kovalıyor sonra hepsi iç içe geçiyor. ben kaldırıyorum kafamı 'n'apıcam ben ya,artık ne yapacağımı bilemez oldum,bi salaklaştım kızım,n'apıcam ben sen söyle ben yapayım,' dedim.gülmeye başladık.sonra ciddileştik ve hatun gözlerimin içine baktı, yok yok eğilip öpmedi henüz o kadar aşmadık kendimizi çok şükür, 'kızım sen MertEmre'yi unuttun ya herkes herkesi unutur be, ben güvenmiyorum kimsenin aşkına,yok öyle aşktan ölmeler falan,bırak yaa aşka inancımı öldürdün sen o orospu çocuğunu unutarak' dedi.nerden çıktı anlamadım ama gülsem mi ağlasam mı bilemedim gerçi halihazırda ikisini de yapmaktaydım.düşündüm,lan dedim,ben nasıl sevmiştim o adamı,bulamadım.nasılını bile unutmuşum.zamanında içimde kopan fırtınalar yaprak kıpırdatmaz olmuş,fırtınalı günlerin hatıraları bile zayıflamış bir deri bir kemik kalmış,hepsi flu.bir de tüm anılar ona dairmiş onu farkettim.ben nasıldım o sıralar,ne yer ne içerdim,ne giyer nereye giderdim,kimlerle takılır ne konuşurdum hiç bilmiyorum.ama yeşil tshirtü ona çok yakışırdı onu hiç unutmam.derin derin bakardı, dizlerimi bırak içimdeki her bir organ ayrı titrerdi.sesi öyle tok öyle yoğundu ki bazen sadece sesini özlerdim, arar konuş derdim,ne anlatırsan anlat sadece dinlemek istiyorum.sıkılırdı,anlamazdı,gülümserdim,severdim.sevmezdi yanımızda birilerinin olmasını hep yalnız olalım isterdi,bazen kızıp 'iyice asosyal olduk yaa' derdim ama içten içe bayılırdım sadece onunla olmaya da sadece onunla olmamı istemesine de.ve onunlayken herkes bize bakıyormuş gibi gelirdi,gurur duyardım onun yanında olmaktan,elini tutmaktan.huzur duyardım omzuna kafamı koymaktan...
ama geçmiş gitmiş işte hepsi.o zaman Candan Elbette'sini söylesin biz gülümseyelim.
ama geçmiş gitmiş işte hepsi.o zaman Candan Elbette'sini söylesin biz gülümseyelim.
30 Mayıs 2011 Pazartesi
kaltak olmak çok kolay.
'kaltak olmak çok kolay' dedi kulağıma eğilip.göz ucuyla gösterdiği tarafa baktım,az önce beyaz tshirtlü çocugun kollarındaki kız şimdi kollarını beyaz kazaklı çocuğun boynuna dolamıştı.kızın üstünde de beyaz tsihrt vardı.kızı hiç tanımıyordum,yanındaki çocukları da öyle.kalabalık bi doğum günü partisiydi işte.kimsenin kimseyi tanımasına gerek yoktu.doğum günü çocuğu yeterli bi ortak noktaydı,zaten fazlasına da gerek yoktu.yanımda en yakın arkadaşım kulağıma eğilmiş 'kaltak olmak çok kolay' diyordu aklımdan geçenlerden bihaber.gülümsedim onaylayarak.beyaz tshirtlü kız için değildi onayım sadece kaltak olmanın kolay olduğunu biliyordum.insanların ne kadar kolay etiketlenebildiğini çok iyi biliyordum.aynaya baktığımda etiketlerden yüzümü,benliğimi göremediğim günlerim olmuştu.bazı etiketleri kendi kendime yapıştırmıştım üstelik.ve en kötüleriydi kendi yapıştırdıklarım.
kimseye hesap vermeyeceğimi düşünerek yaşadıklarımın hesabını önce kendime verdim ben hep.hesabı öderken bahşişi hiç unutmadım.fazla fazlaydı ödemelerim üstünü almadım.çevremdekilere verdiğim hesaplar da az tuzlu değildi hani.sağolsunlar taksite bağladığım da oldu,peşin peşin ödediğim de ama kredi kartı kabul etmeyen ödemelerdi her biri.
yeni bir ödeme zamanındayım yine.bu sefer sakinim,param çıkmayacak diye bir heyecanım da yok.en kötü ihtimal; bulaşıkhane.ama biliyorum o ödemeler yapılacak bir bir. uzun vadeler açılacak belki, bazısı ödemeyi aldıktan sonra alışverişi de selamı sabahı da kesecek belki. hazırım hepsine.yaşadım hepsini geçmişte.ağlarım belki yine.ama geçer hepsi.geçmedi mi her seferinde?
bugün en yakın arkadaşım kulağıma eğilip 'kaltak olmak çok kolay' dedi.beni kastetmiyordu elbette, daha olmamıştım ama kolay olduğunu bilecek kadar o yörüngede dolaşmıştım.herkesin kaltak tanımı farklıdır;belki benim yörünge dediğime bazısı 'ohoo yörüngenin yörüngesinin yörüngesi' der bazısı 'ne yörüngesi merkezdesin farkında değilsin' der.ben kendi çizdiğim ideal kaltak yörüngesinde yalın ayak dolaştım kendimce.ama düşmedim merkeze,sağolsun dostlar elimden tuttular.
bugün en yakın arkadaşımın kulağına eğilip 'yanlış zaman-yanlış insan ikilisinden doğru zaman-yanlış insan ikilisine döndüm yine,sanırım yanlış insan benim.' dedim.verdiği cevabı hatırlamıyorum ama 'saçmalama' modunda bi şeyler söyledi. ben yanlış insan olduğumu düşündüğüm her seferinde değiştim doğru olabilmek için. ama hep uç noktalarda gezindim.bir uçtan bir uca.gondol misali.sanırım bu gondolun son salınımı (en azından öyle umut ediyorum) ve daha orta karar bir yoldan gitme arzusundayım.içimdeki ateşle oynama hevesindeki çocuğun elleri çok yandı ve artık o kız çocuğu büyümeli,ders almalı,öğrenmeli.
güzel olan bir şey var.hatalarım hep kendime dairdi.kendimi acıttım kendimi üzdüm.ah almadım.almamak için elimden geleni yaptım.içimde kimseye dair kin nefret yoktu ki,olmadı.sanırım kendimeydi tüm nefretim de kötülüğümde.o kadar bencil, o kadar ben merkezli bir insandım ki cümlelerimin öznesi hep 1.tekil şahıstı ve kötülüğümü bile paylaşamadım kimseyle.
gülümsedim.yeni bir ödeme dönemiyle karşı karşıyayım.ve biliyorum kaltak olmak çok kolay.
kimseye hesap vermeyeceğimi düşünerek yaşadıklarımın hesabını önce kendime verdim ben hep.hesabı öderken bahşişi hiç unutmadım.fazla fazlaydı ödemelerim üstünü almadım.çevremdekilere verdiğim hesaplar da az tuzlu değildi hani.sağolsunlar taksite bağladığım da oldu,peşin peşin ödediğim de ama kredi kartı kabul etmeyen ödemelerdi her biri.
yeni bir ödeme zamanındayım yine.bu sefer sakinim,param çıkmayacak diye bir heyecanım da yok.en kötü ihtimal; bulaşıkhane.ama biliyorum o ödemeler yapılacak bir bir. uzun vadeler açılacak belki, bazısı ödemeyi aldıktan sonra alışverişi de selamı sabahı da kesecek belki. hazırım hepsine.yaşadım hepsini geçmişte.ağlarım belki yine.ama geçer hepsi.geçmedi mi her seferinde?
bugün en yakın arkadaşım kulağıma eğilip 'kaltak olmak çok kolay' dedi.beni kastetmiyordu elbette, daha olmamıştım ama kolay olduğunu bilecek kadar o yörüngede dolaşmıştım.herkesin kaltak tanımı farklıdır;belki benim yörünge dediğime bazısı 'ohoo yörüngenin yörüngesinin yörüngesi' der bazısı 'ne yörüngesi merkezdesin farkında değilsin' der.ben kendi çizdiğim ideal kaltak yörüngesinde yalın ayak dolaştım kendimce.ama düşmedim merkeze,sağolsun dostlar elimden tuttular.
bugün en yakın arkadaşımın kulağına eğilip 'yanlış zaman-yanlış insan ikilisinden doğru zaman-yanlış insan ikilisine döndüm yine,sanırım yanlış insan benim.' dedim.verdiği cevabı hatırlamıyorum ama 'saçmalama' modunda bi şeyler söyledi. ben yanlış insan olduğumu düşündüğüm her seferinde değiştim doğru olabilmek için. ama hep uç noktalarda gezindim.bir uçtan bir uca.gondol misali.sanırım bu gondolun son salınımı (en azından öyle umut ediyorum) ve daha orta karar bir yoldan gitme arzusundayım.içimdeki ateşle oynama hevesindeki çocuğun elleri çok yandı ve artık o kız çocuğu büyümeli,ders almalı,öğrenmeli.
güzel olan bir şey var.hatalarım hep kendime dairdi.kendimi acıttım kendimi üzdüm.ah almadım.almamak için elimden geleni yaptım.içimde kimseye dair kin nefret yoktu ki,olmadı.sanırım kendimeydi tüm nefretim de kötülüğümde.o kadar bencil, o kadar ben merkezli bir insandım ki cümlelerimin öznesi hep 1.tekil şahıstı ve kötülüğümü bile paylaşamadım kimseyle.
gülümsedim.yeni bir ödeme dönemiyle karşı karşıyayım.ve biliyorum kaltak olmak çok kolay.
24 Mayıs 2011 Salı
ellerinden belli olur bir kadın
biri gelse de gözlerini kapasa 'bil bakalım ben kimim' dese diye bekledi kaç zaman.ceketi buruşmasın diye dik oturdu,rujunu tazeledi,etrafına bakındı.kimseyi tanımıyordu ki, korkmadı.ayağını karşısındaki sandalyeye uzattı başını geri savurdu,ne güzeldi saçları.ne öpülesiydi dudakları,öpenler bilir.ateşle oynardı mütemadiyen.hani etrafına bakınışı da ateş arayışındandı,anlayana.gözlerini kapadı havayı kokladı.kokular önemliydi.parmağıyla bir S çizdi havada yetmedi 8'e tamamladı.sonra aldı o 8'i yatırdı bi kere daha çizdi.açtı gözlerini.ellerine baktı,uzundu parmakları.hani narin desen narin değil ama nazikti elleri.ellerinden belli olur bir kadın demişti Sezai K., o Orhan Veli demiş sanıyordu.elini boynunda gezdirdi.kimseyi tanımıyordu.varsın tanımasın,tanışırdı.o öyle bir kadındı.
masalsızlık
bir varmış bir yokmuş.kendini tanıdığını iddia eden bi hatun varmış.ne zaman aynaya baksa başka bi hatun görürmüş.gülümsermiş.kendini kandırdığına inanırmış.birini kandırmak hoşuna gider yine gülermiş.kimbilir kaç adam görmüş,kaç kadın.hepsini sevmiş.sonra unutmuş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)