Ananem. Yazı diliyle anneannem, bambaşka bir kadın. Öyleleri kalmadı artık hiç. Hakkında kitap yazılacak kadın da ben şurda 3 5 cümleye mi sığdırayım şimdi. Olmaaaz. Sadece ufak bir enstantaneyi anlatacağım o kadar. Ananem her bayram 3 tepsi baklava açardı. 40ar adet yufkadan 3 tepsi. Bazı kolaycı kadınlar 3er 3er açar yufkaları, ananem tek tek. Son 2 yıldır 2 tepsi açıyor, hala 40ar yufkadan, hala tek tek. Her bayramda da aynı cümle "bakalım seneye açabilecek miyiz?" gözler uzaklara dalmış, bir iç çeker.
Her şey bu cümlede gizlidir. Tüm gelecek kaygıları, geçmişin yorgunluğu, şimdinin özlemleri.
Başka bir kadındır ananem, tertemiz, iyilikten başka bir yol bilmeyen, 5i yaşayan 8 çocuk anası, görücü usulü evlendiği kocasının, yıllarca bin derdini çekmiş kocasının vefatından 4 sene sonra bile özlemden gözyaşı dinmeyen, çalışkan, ineklerini 'buralar artık şehir oldu,şehirde inek olmaz,komşular rahatsız olur.' diye götüren zabıtaya bile kızamamış, bir güzel inek görünce hala gözleri dolan, torunlarına, çocuklarına bir ömür adamış bir kadın. Elleri, gözleri öpülesi, başüstünde taşınası bir kadın.
---
Biz yaşlanınca modern endişe cümlelerimiz ne olacak kimbilir. "Iphone 37yi de aldık, bakalım 38i görecek miyiz?".