6 Ağustos 2015 Perşembe

Niye?

Çok kızgınım! Ama patlayamıyorum, bağırıp çağıramıyorum, anlatamıyorum.
Niye? Hala tek bir sorudayım.
Seni kaybetmek... Sadece bu koyuyor.
Ve bakıyorum da beni kaybetmek sana gram dokunmuyor, daha çok kızıyorum.
Sen... Sen hep başkaydın biliyorsun, kimseye anlatamadığımı kimsenin anlamayacağını sen anlardın, anlatmasam bile. Sen benim en muhteşem halimi de gördün, en kötüsünü de... saklamadım senden, sen saklamazdın benden. Sen başkaydın.

Çok kızgınım ama çok! Hayatımdaki insanların yarısına verdiğim toplam değer, tek başına sana verdiğimle karşılaşamazdı, biliyordun, bilmemen mümkün değildi. Belki de bu yüzden her şey karıştı.
Niye? Evet, anlayamıyorum. Şu zeka küpü kafam basmıyor. Belki de bir anlam yükleyerek aklamaya çalışıyorum. Ve bir yandan çok iyi anlıyorum, bin tane anlam çıkartıyorum, hangisi gerçek seçemiyorum.


İhtiyacım vardı sana yalan değil, konuşmana, güldürmene, saçma sapan anlattığım şeyleri dinlemene, beni haklı bulmana, sarılmana, güven vermene... O kadar...

**

Belki sen de kızgınsın bana, haklısın da belki, üzgünüm.


**

O gece ağlattığın yetmemiş, bir posta da bu gece ağlamak gerekmiş. Belki bir gün yine beceriksizce silersin gözyaşlarımı, kim bilir.