8 Aralık 2016 Perşembe

Selam,
Ben kanserli bir annenin en büyük çocuğuyum. 3 kardeşim ve bir babam var. Bundan tam 2.5 ay önce teşhis konuldu, 2 ay kadar önce de ameliyat oldu annem. Ameliyat başarılı geçmişti fakat komplikasyonlar bitmek bilmedi ve 1.5 ay hastanede kaldı annem. Bu süreç hepimiz için çok zor geçti, fiziki ve psikolojik etkileri ise tam geçti sayılmaz. 1.5 ay boyunca babam sürekli gergindi, bir sigarasını söndürüp diğerini yakıyordu, eğer polyanacılık oynarsa her şey iyiymiş gibi davranırsa her şeyin iyi olacağını düşünerek hep her şey yolundaymış gibi davrandı. Büyük kız kardeşim kabullenmedi durumu hiç, kanser kelimesini hiç kullanmadı, kullanıldığında susturdu, nişanlısıyla oyaladı kendini, yalnız kaldığı ve aslında uyuması dinlenmesi gereken saatlerde bile ev bakmaya gitti her seferinde, düşünmemek için düşündüklerini duymamak için etrafına bir gizli duvar ördü. Erkek kardeşim bu süreçte yatılı okulunda ders çalışıyordu, dua etti bol bol, üzüntüsünü hiç belli etmedi, hep sakindi. Ve en küçük kardeşim, o sessizleşti, varlığını unutturmak istermişcesine, ödevlerini kimse söylemeden eksiksiz yaptı, önceleri hiç toplamadığı yatağını her gün topladı, hiç kimse ondan bunu istememişti halbuki, ve bir de annemi ziyaret etmekten kaçındı haftada 2 kere bile gelmediği zamanlar oldu, küçük kardeşim büyüdü. Halam okudu, okuttu, üfledi, üfletti, ağladı, korktu, yengesine bir şey olursa ne yaparlardı, bize ne olurdu, endişeden uyuyamadı ama hep geldi okudu üfledi. Anneannem kanserden habersizdi, ülser ameliyatı zannediyordu ama hep şüphelendi, ağladı sessiz sessiz anneme göstermeden, üzüntüden hasta oldu. Teyzem korktu, çok korktu, annem onun bu dünyada en sevdiği insandı, o nasıl hasta olurdu, ona yakışmazdı ki hastalık, o kadar enerji ve hayat dolu bir kadına yakışmazdı, doktorları suçladı. Dayım pişmandı, yıllardır konuşmuyorlardı annemle, çok pişmandı, şaşkındı, ne yapacağını bilmiyordu, bir oturuyor duramıyor kalkıyor olmuyor duvara yaslanıyor rahat edemiyor elini kolunu nereye koyacağını bilemiyordu. Arkadaşları, onlar hep merak içinde, hep dua halinde, aramak isteyip rahatsız etmekten korkarak, dayanamayıp arayınca binbir özür dileyerek, gelip görmek için yanıp tutuşup doktorun ziyaret yasağını bildikleri anneme mikrop taşımamak için evlerinde beklediler, annemi özlediler. Akrabalar tanıdıklar falan filan, üzüldüler tabii ama en çok da tedirgin oldular, ölümü hatırladılar, yerinde duramayan sapasağlam bildikleri annem bile böylesine acizse kanser karşısında, kendi başlarına gelebileceklerden korktular. 

Ben.. orası biraz karışık, zaten en yakınınız kanserse ve ortalığı çekip çevirecek birine ihtiyaç varsa, o an kendiniz nasılsınız diye düşünmüyorsunuz hiç, iyisiniz işte, oradaki en iyi sizsiniz. O an ne olmanız gerekiyorsa, o oluyorsunuz. Her duruma, her kişiye karşı farklı oluyor duruşunuz tutumunuz, o an ne gerekiyorsa. Bir tek kendime, hissettiklerime dair şu var; hayatımda hiç bu kadar güçsüz, çaresiz, aciz hissetmemiştim, ama hayatımda hiç bu kadar güçlü olduğumu da hatırlamıyorum. Eskisine oranla binlerce kat daha güçlüyüm, başıma gelebileceklere daha hazırlıklıyım sanki ama işte.. öyle işte.

Annem çıktı hastaneden, kemoterapi bıdı bıdı devam ediyor, ve iyileşiyor.

Hayatın çok basit şeyleri bize hatırlatma şekli bazen zor geliyor. Ama eskiden acıyan yerlerim artık acımıyor, bir zamanlar çok üzüldüklerim artık üzmüyor.




1 Nisan 2016 Cuma

Özledim seni harbiden, aklıma da düşüverir aniden..

Seni en son gördüğümde üstünde ne vardı hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, sen gidiyordun ve ben sana el salladım, halbuki dönüp beni öpmeni ne çok istemiştim. Ama ben de öpmedim, öpmeye yeltenmedim. 
Ne çok sevdim be adam seni.
Keşke sen de sevebilseydin. 

15 Mart 2016 Salı

The Dream.

Is there anyone? Is there anyone who can teach me dream again? After all that shattered dreams, shattered to thousand pieces. Sitting down at the corner of life, afraid, pale, all quiet but hiccups. Please someone hold my hand and help me stand up straight again? 
Can anybody see my pain hiding behind joyful laughter? Not to tell me 'Oh God you look great, amazing' but just hug me.
A girl in a movie or a series or something once said that 'the true dream is being able to dream.' It didn't mean anything at that time, I had all kind of dreams after all. Now, they are gone, and I cannot dream anymore, suddenly the sentence makes sense.


21 Şubat 2016 Pazar

Su.

Zaman her şeyin ilacı derler ya, bence o zaman değil, su. Benim için su her şeyin ilacı. Tüm kötü duygularımı silmek için, kendime gelmek için hep suyla buluşmam yeterlidir. Bazen sadece bir duşta tenime değmesi ile bütün sinirim kederim damlalarla birlikte süzülüp benden uzaklaşırken, bazen daha fazlasına ihtiyacım olur. Şimdi olduğu gibi. Bir denize ihtiyacım var. Sadece tenime değen damlalar yetmiyor. Suyun bütün bedenimi sarması, hava ile bağımı bir an olsun kesmesi ve can havliyle tekrar nefes almak için kafamı içinden çıkarana kadar beni arındırması gerek.

Malesef soğuk havalarda böyle bir lükse sahip olamıyorum. -havuzlardan hiç hoşlanmam-
Böyle zamanlarda gözlerimi kapatıyorum ve suyun tenimdeki hissini hayal etmeye çalışıyorum. Bu bile biraz olsun yardımcı oluyor.
Ama yetmiyor.
Evet, oldukça sığ bir homo sapiensim.

bu da hediyem olsun.

29 Ocak 2016 Cuma

Söylenecek onca şey var, söylemeye mecalim yok. 
Geç kalmayı severim. Artık iş işten geçsin de o zaman söylerim.