bugün bir adam öldürüyordum neredeyse.hem de polis beyfendilerin gözü önünde.boğazımda bişey düğümlendi ama gözlerim dolmadı.derin bir öfkeye kapıldım korkuyla karışık.katil olmak ne kadar kolay, kaltak olmaktan bile.
olayın seyrini anlatayım en iyisi.arabada gidiyoruz kardeşimle, annemin telefonda 'RenTıp'ın arkası işte' diye tarif ettiği Viva Kurutemizleme ve Ütü'yü arıyoruz.dön dolaş bulamadık kahrlasıca yeri derken önümdeki ticari aniden durmaya karar verdi ehh haliyle ben de durdum,biri indi arabadan ama şöförden ayrılamıyor belli ki saatlerce kapı açık bişeyler anlatıyor.kızdım haliyle sollayıp geçeyim gideyim yoluma derken aniden yanımda bir motor belirdi ve bildiğin kasksız motor kullanan adamın üstüne sürdüm arabayı.son anda frene bastım tabii.ama frene zamanında basmasaydım ya da o gaza basmasaydı ben adamı öldürecektim resmen!!!katil olacaktım.
ben bunları henüz düşünmeye fırsat bulamamışken arkadan bir polis sireni duydum.kenara çek işareti yaptı polis amca,uslu uslu itaat ettim.önüme çekti o da.indi arabasından yanıma geldi ben camı indirdim.'ehliyetin var heralde' dedi.onayladım.'motorun önüne atlayıp niye trafiği tehlikeye sokuyosun' dedi.'görmedim.yoksa bilerek adamın üstüne sürmem tabii ki.' dedim.'peki dikkatli ol aynalarını kullan' dedi.ben her zamanki patavatsızlığımla 'aynaları kullanıyorum sadece bi anlık dalgınlığıma gelmiş.' dedim.döndü 'peki.' dedi iç çekerek.içinden neler dediğini merak ettim.
bundan sonra araba kullanırken sinirlendiğimde bu anı hatırlayıp sakinleşeceğim muhtemelen.
23 Haziran 2011 Perşembe
21 Haziran 2011 Salı
gitmek ya da gitmemek,işte bütün mesele.
olmak ya da olmamak kendi irademizde olan bir eylem değildir.olmayı seçemeyiz olmamayı seçemeyeceğimiz gibi.değiştirilemez.ama gitmek insan iradesinin verebileceği en büyük karardır.bir şehirden, bir ülkeden, bir evden, bir işten, bir okuldan, bir kişiden, bir arkadaşlıktan ya da bir aşktan gitmek...hep suçludur giden.gitmenin tüm sorumluluğunu yüklenmiştir.cesur olandır giden, kalanın aksine.yön verendir hem kendi hem geride kalanın hayatına.farkında olandır, daha fazla dayanmayacağını anlayan.bahane bulmak zorunda olandır giden, nefret edilmekten korkan.
gitmek ya da kalmak değil mesele.geride kalmak da kalmaktır sonuçta.
mesele gitmek ya da gitmemek..
(eskilerden kalma bir yazım...
karşılık olarak
'ama kalan için de kolay değildir hiçbirşey.. sonuçta kalmıştır geride.. sorularıyla.. acabalarıyla..' diyen bi Burak'ım vardı canım arkadaşım.ona cevaben
'hep kalan üzerinedir yazılanlar..onlar mazlumdur..terkedilmiştir. .yazıktır onlara..bi de öfkeleri vardır "o beni kaybetti,gitsin bakalım nereye gidicek,dönerse yüzüne bakmam..vs." gibi kendini teselli etme çabasıyla karışık öfkeleri..diyorum ya sorumluluk gidendedir..eylemi gerçekleştirende..ayrıca en önemli nokta kalmak ya da kalmamak da iradeye bağlı değil..!' yazmışım.hala da arkasındayım sözlerimin.)
gitmek ya da kalmak değil mesele.geride kalmak da kalmaktır sonuçta.
mesele gitmek ya da gitmemek..
(eskilerden kalma bir yazım...
karşılık olarak
'ama kalan için de kolay değildir hiçbirşey.. sonuçta kalmıştır geride.. sorularıyla.. acabalarıyla..' diyen bi Burak'ım vardı canım arkadaşım.ona cevaben
'hep kalan üzerinedir yazılanlar..onlar mazlumdur..terkedilmiştir.
14 Haziran 2011 Salı
yürümek güzeldir.
yolda yürürken yanından geçtiğim her vitrine bakıyorum nerdeyse.sebebi alışveriş merakım değil,yansımamı görmek istemem.narsistliğe yaklaşıyor olabilir miyim diye düşündüm ama yansımam her zaman sevilesi değil,yine de dönüp dönüp bakıyorum.bazen sinirli adımlarla suratsız suratsız geçiyor yanımdan.yanımdan geçen diğer insanların bu hatuna bakıp 'acaba ne düşünüyor?'larına kendilerince ne cevaplar veriyor olabileceklerini tahmin etmeye çalışıyorum yansımama bakarak.bu yansıma ne düşünüyor?
yolda yürürken yanından geçtiğim her çöpçüye,simitçiye,balık tutan adama,dilenciye 'kolay gelsin' demek istiyorum.fakat burası istanbul kimin ne olduğu belli değil.annemin, annanemin tembihleri işe yaramış olacak ki ince bir korku var içimde tüm istanbullu insanlara karşı.önyargısal bir korku.ya takip ederse,ya cüzdanımı çalarsa,ya ters bi laf ederse diye devam edip gidiyor şart cümlelerim...ve ben güvenli yoldan şaşmıyor, susuyor yoluma devam ediyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her metro müzisyenine bakıp gülümsüyorum ve içten içe yanında dikilip uzun uzun dinlemek istiyorum.ama hep bir acele, hep bir geç kalmışlığa hapsolduğumdan yürüyüp gidiyorum.
yolda yürürken yanından geçtiklerim içimden geçenlerle harmanlanıp yeni hayaller yeni dünyalar açıyor.duyularım,duygularım hassaslaşıyor.ben yürürken daha fazla ben oluyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her çöpçüye,simitçiye,balık tutan adama,dilenciye 'kolay gelsin' demek istiyorum.fakat burası istanbul kimin ne olduğu belli değil.annemin, annanemin tembihleri işe yaramış olacak ki ince bir korku var içimde tüm istanbullu insanlara karşı.önyargısal bir korku.ya takip ederse,ya cüzdanımı çalarsa,ya ters bi laf ederse diye devam edip gidiyor şart cümlelerim...ve ben güvenli yoldan şaşmıyor, susuyor yoluma devam ediyorum.
yolda yürürken yanından geçtiğim her metro müzisyenine bakıp gülümsüyorum ve içten içe yanında dikilip uzun uzun dinlemek istiyorum.ama hep bir acele, hep bir geç kalmışlığa hapsolduğumdan yürüyüp gidiyorum.
yolda yürürken yanından geçtiklerim içimden geçenlerle harmanlanıp yeni hayaller yeni dünyalar açıyor.duyularım,duygularım hassaslaşıyor.ben yürürken daha fazla ben oluyorum.
%49.9 %25.9 %13.iyisiniz iyisiniz.
seçimleri de atlattık ya artık bi süre sokaklarda saçma sapan şarkıları ve aynı cümleleri bin kere tekrarlayan otobüsleri görmeyeceğiz diye pek seviniyorum.hayır,anlamadığım nokta o bağırış çağırışın kaç kişinin oyunda etkili olduğunu düşünüyorlar acaba?mesele sadece birbirine nispet yapmak,desibel farkıyla hava atmak gibi geliyor bana.onların yaptıklarından daha abes olamaz teorim.
gelelim seçim sonuçlarına;çok da şaşırtıcı olmayan bir tablo var karşımızda.sonuçta bu oylama milletvekili seçiminden çok anayasa değişikliği oylamasıydı.güzel tarafı her partinin kendisine çıkaracak derslerin olmasıydı.öncelikle her parti kendini başarılı sayabilecek,bununla birlikte özeleştiri yapmaları gerektiğinin de farkına vardılar.Akp'ye 'uzlaşacaksın' dedi millet.Chp'ye 'iktidara hazır değilsin ama güçlü bir muhalefet olmalısın' dedi.Mhp'ye 'bu kafayla devam edemezsin ancak tabanın kurtardı seni' demeyi de ihmal etmedi.balkon konuşmaları da manidardı.Başbakan egosunu bir üst seviyeye taşıdı;ilk konuşmasında seçmenine hitap etmişti,ikincisinde tüm Türkiye'nin iktidarıyız dedi ve bu sefer Afrika'dan Amerika'ya Asya'dan Avrupa'ya tüm dünyaya seslendi.Kılıçdaoğlu ise tabana 'başarılıyım,yerimi sağlama aldım gitmiyorum burdayım,daha yapacaklarım var.' mesajı verdi.
bir seçim dönemi de böylece sona erdi.başımızı şişiren seçim arabalarına rağmen oylar sayılırken seçim programlarını izlemenin keyfi bambaşkaydı.
Ps. ilk oyumu kullanmanın verdiği heyecana gelince,yok öyle bi heyecan falan.hayatta heyecanlanacak daha güzel şeyler var.
gelelim seçim sonuçlarına;çok da şaşırtıcı olmayan bir tablo var karşımızda.sonuçta bu oylama milletvekili seçiminden çok anayasa değişikliği oylamasıydı.güzel tarafı her partinin kendisine çıkaracak derslerin olmasıydı.öncelikle her parti kendini başarılı sayabilecek,bununla birlikte özeleştiri yapmaları gerektiğinin de farkına vardılar.Akp'ye 'uzlaşacaksın' dedi millet.Chp'ye 'iktidara hazır değilsin ama güçlü bir muhalefet olmalısın' dedi.Mhp'ye 'bu kafayla devam edemezsin ancak tabanın kurtardı seni' demeyi de ihmal etmedi.balkon konuşmaları da manidardı.Başbakan egosunu bir üst seviyeye taşıdı;ilk konuşmasında seçmenine hitap etmişti,ikincisinde tüm Türkiye'nin iktidarıyız dedi ve bu sefer Afrika'dan Amerika'ya Asya'dan Avrupa'ya tüm dünyaya seslendi.Kılıçdaoğlu ise tabana 'başarılıyım,yerimi sağlama aldım gitmiyorum burdayım,daha yapacaklarım var.' mesajı verdi.
bir seçim dönemi de böylece sona erdi.başımızı şişiren seçim arabalarına rağmen oylar sayılırken seçim programlarını izlemenin keyfi bambaşkaydı.
Ps. ilk oyumu kullanmanın verdiği heyecana gelince,yok öyle bi heyecan falan.hayatta heyecanlanacak daha güzel şeyler var.
6 Haziran 2011 Pazartesi
elbette,bazen çiçek açıp bazen solacağım.
Geçenlerde pek sevdiğim yanında pek eğlendiğim bir arkadaşımla oturmuş dertleşiyoruz, ben ağlıyorum o elimi tutuyor arada sarılıyor,duygusal anlar romantik dakikalar dramatik cümleler birbirini kovalıyor sonra hepsi iç içe geçiyor. ben kaldırıyorum kafamı 'n'apıcam ben ya,artık ne yapacağımı bilemez oldum,bi salaklaştım kızım,n'apıcam ben sen söyle ben yapayım,' dedim.gülmeye başladık.sonra ciddileştik ve hatun gözlerimin içine baktı, yok yok eğilip öpmedi henüz o kadar aşmadık kendimizi çok şükür, 'kızım sen MertEmre'yi unuttun ya herkes herkesi unutur be, ben güvenmiyorum kimsenin aşkına,yok öyle aşktan ölmeler falan,bırak yaa aşka inancımı öldürdün sen o orospu çocuğunu unutarak' dedi.nerden çıktı anlamadım ama gülsem mi ağlasam mı bilemedim gerçi halihazırda ikisini de yapmaktaydım.düşündüm,lan dedim,ben nasıl sevmiştim o adamı,bulamadım.nasılını bile unutmuşum.zamanında içimde kopan fırtınalar yaprak kıpırdatmaz olmuş,fırtınalı günlerin hatıraları bile zayıflamış bir deri bir kemik kalmış,hepsi flu.bir de tüm anılar ona dairmiş onu farkettim.ben nasıldım o sıralar,ne yer ne içerdim,ne giyer nereye giderdim,kimlerle takılır ne konuşurdum hiç bilmiyorum.ama yeşil tshirtü ona çok yakışırdı onu hiç unutmam.derin derin bakardı, dizlerimi bırak içimdeki her bir organ ayrı titrerdi.sesi öyle tok öyle yoğundu ki bazen sadece sesini özlerdim, arar konuş derdim,ne anlatırsan anlat sadece dinlemek istiyorum.sıkılırdı,anlamazdı,gülümserdim,severdim.sevmezdi yanımızda birilerinin olmasını hep yalnız olalım isterdi,bazen kızıp 'iyice asosyal olduk yaa' derdim ama içten içe bayılırdım sadece onunla olmaya da sadece onunla olmamı istemesine de.ve onunlayken herkes bize bakıyormuş gibi gelirdi,gurur duyardım onun yanında olmaktan,elini tutmaktan.huzur duyardım omzuna kafamı koymaktan...
ama geçmiş gitmiş işte hepsi.o zaman Candan Elbette'sini söylesin biz gülümseyelim.
ama geçmiş gitmiş işte hepsi.o zaman Candan Elbette'sini söylesin biz gülümseyelim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)