Zaman! Deli dalgalı bir okyanus gibi, bir yandan yıkıp geçiyor, bir yandan temizliyor, yeniden doğuşa kapı açıyor.
Çok zamana ihtiyacım olur sanmıştım. Unutamam, atlatamam, alışamam sanmıştım. Halbuki hiç de öyle olmadı.
Çok hızlı bir süreç yaşadım, 2 hafta bile yetti. İlk günler reddediş; sesini duyma özlemi, 'şimdi ne yapıyordur?' denklemleri, ağlamalar, daha çok ağlamalar. Sonra hızlı bir depresyon; yataktan çıkmak istememe, işten, okuldan nefret, geceden gündüzden herşeyden nefret! Gözyaşları ve hıçkırıklar. Ve bir gece kızgınlık; beddualar, bağırıp çağırmalar, 'o görecek gününü, ama iş işten geçmiş olacak'lar, 'beni mumla arayacak'lar, hakaretler, sinirlenmeler. Sonunda kabulleniş; 'bu sabah kalktım ve aklıma gelen ilk şey O olmadı.', 'iyi oldu, çok iyi oldu, keşke daha önce olsaydı.'lar.
Son gelinen nokta ise rahatlama, mutluluk; 'sırtımdan bir yük indirmişim ve yoluma öyle devam ediyorum gibi geliyor.' mu desek, 'mutlu sanıyormuşum kendimi, meğer boğuluyormuşum haberim yokmuş, nefes alıyorum ya.' mı desek bilemedim.
Aslında işin özü şuymuş;
Bir pembe balon, içinde biz, herşey toz pembe, her şey şeker gibi. Fakat balondaki havayı tüketiyoruz yavaş yavaş, oksijen tükendikçe uyku bastırıyor hafiften. Bu uykuyu mutluluk sarhoşluğu sanıyoruz pembe şekeri dünyamızda, halbuki boğuluyoruz! Balonu patlatmak tek çözüm. Patlatıyoruz bir cesaretle ve ben uzun zaman sonra ilk defa gerçekten nefes alıyorum doya doya. Özgürüm artık! Zincirlerimi kırmış gibi bir rahatlama, büyük zaferler kazanmış gibi bir tatmin, hoplaya zıplaya dans ederken bağıra çağıra şarkılar söylermiş gibi bir neşe.
*Sen başıma gelen en güzel şeylerden biriydin, bunun için seni her zaman seveceğim. Senden ayrılmak da başıma gelen en güzel şeylerden biri oldu, bunun için sana her zaman minnettar kalacağım. Teşekkür ederim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder